20 Haziran 2013 Perşembe

BİR O YANA - BİR BU YANA (VOL:26)

Merhaba kula ''kıllık'' etmeyen okuyucularım.
  • Bulmacadaki ünlüye senden önce martı kaş ve pala bıyık çizildiğinde içinin ''cıızz'' etmediğini iddia ediyorsan, sağlam yalancısın demektir.
  • Ali Koç'u ve daha nice çapulcu iş adamlarını harcayacaklar matmazel. - Beşir-
  • Acı çekmek gereklidir. Zevklidir. Fakat insan bunu anlamadan acı çekmemelidir.
  • Şizofren insanlara saygım var. Ben içimdekiyle baş edemezken onlar sürüsüyle uğraşıyorlar. Yaptıkları zor zanaat.
  • Bir annenin sahip olduğu güdümlü terlikler, kesinlikle polis tomasından daha yıldırıcıdır.
  • Sivrisinek kovalama olimpiyatları başladı. Herkese başarılar diliyorum.
  • Sivrisinek demişken... Size geçen yaz odamda beslediğim, adı 0.5 olan sivrisineğimden hiç bahsetmiş miydim?
  • Şu an saat 22:43 ve benim hayata dair bildiğim tek şey bu aslında...
  • Ayranın son yudumuyla dönerin son lokmasını aynı ana denk getirebiliyorsan eğer, samimisin demektir.
  • Bana ''saçmala'' dedin de kendimi rezil mi etmedim sevgili okuyucu?
  • Bahşiş verirken utanan insandan zarar gelmez.
  • Whatsapp statüsü "Hey there! I'm using WhatsApp" olan insan aslında diyor ki, ''whatsapp yükledim ama bir yazanım bile yok hacı. ben de last seen olmak istiyorum. ben de online olduğumda birileri yazmış olsun istiyorum. ben people değil miyim?'' diyor.
  • - En son şu yöne gitti abi!
  • Hanginiz hayatının bir döneminde ''aha dışarda kavga var galiba'' diye kafayı dışarı uzatmadı ki? Ve hanginiz bu merakın sonucunda kavga olmadığını anlayıp hayal kırıklığı yaşamadı? Yaşamadım diyen varsa çıksın ortaya! Hodri meydan!
  • Birisi karşıma çıkıp ''bahar geldiğinde mi böyle olurum, yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar, ayrıca bunun seninle ne ilgi...'' derse yazıdan da anlaşıldığı gibi cümlesini tamamlamasına fırsat vermeden koşarak uzaklaşırım.
  • Yazı bitti.
  • Bak gene yüzün düştü. Yapma böyle. Çık biraz hava al, yanaklarına renk gelsin bebeğim.

14 Haziran 2013 Cuma

BENDEN BİR ŞEYLER (VOL:14)

Merhaba çapulcu ve bir o kadar marjinal okuyucularım.
  • Yandaki kediyi gördünüz mü? Kendisi benim son günlerdeki en büyük düşmanım olur. 3 adet yavrusu var ve spor salonunun giriş katında yaşıyor. Kocası tarafından terk edildiğini düşünüyorum. Fazlasıyla sinirli... Fotoğrafını çektiğim günden beri bana saldırıyor. Spor salonuna beni sokmadığı gibi, çıkacağım zaman da bana saldırıyor. İlk önce gözlerini kısıyor (bknz: fotoğrafta karşısında olduğum için gözleri kısık) sonra da ''meeeoooowwww'' diyerek sırtını kamburlaştırıp saldırı pozisyonuna geçiyor...
  • Artık benim de bir düşmanım olduğuna göre #direnAmaçsızÇocukTribi diyorum.
  • #direngezi
  • Bugün durakta otobüs bekleyen insanları görünce otobüse binme olasılığımın %0.0001 olduğunu anladım. Otobüs geldiğinde içi win-rar sıkıştırma programı gibiydi ve insanlar fizik yasalarını katledercesine iç içe duruyorlardı. Acil bir plana ihtiyacım vardı... Tam o sırada uzaktan gene evime giden bir başka otobüsün geldiğini gördüm. Sinsice gülümsedim ve yüksek sesle: ''Taksime giden otobüs iptalmiş, o yüzden gelmiyormuş. Bu son otobüs!'' dedim. Cümlem henüz tamamlanmıştı ki insanlar adeta koşarak zaten dolu olan otobüse binmeye başladılar. Ben elbette ki binmedim. Hınca hınç dolu olan otobüse binenlere el sallayarak önceden gördüğüm boş otobüse koşarak bindim. Çocuklar gibi şendim...
  • Öyle dijital fotoğraf makinem falan yok ama, telefonumla çektiğim fotoğraflara bir bakın isterseniz...




  • Ayrıca bugün metroda tam karşıma yaşlı bir nine oturdu. Ondaki bir şeyler bana babaannemi hatırlattı. Tüm yol boyunca ona baktım. O da mahcup bir tebessümle izledi beni. Metrodan inerken de iç sesimi duymamak için kulağımdaki müziğin sesini sonuna kadar açtım...
  • ''Mutlu olmak için mutlu etmek yeter dediler. Tekrar gözden geçirdim, yalan söylememişler...''

3 Haziran 2013 Pazartesi

BU KEZ CİDDİYİM... (VOL:2)

Merhaba biber gazının dayanılmaz cazibesinin farkında olan efsanevi nesil.
Toplum psikolojisinden bu denli habersiz ve sosyal olarak ileri gitmekten bu derece aciz olanların gölgesi altında, Türkiye'nin miladı sayılabilecek bir olay gerçekleşti... Yan yana getiremeyeceğiniz türde ve düşüncede insanlar, kol kola girerek hala ''AYIK'' olduğumuzu gösterdiler.
''Topçu Kışlası görünümlü AVM'' projesine karşı çıkan, kendini bir ağaç gibi tek ve hür hisseden sade vatandaşlar, Taksim Gezi Parkı sayesinde bir orman gibi kardeşçesine biraraya geldiler...
--------------------------
Şimdi yazacaklarımın muhatabı ise tamamen boş-bakan...
--------------------------

Merhaba.
Baskı ve dayatmalarınızdan bıkan halk, bir çeşit duygu patlaması yaşıyor ve Taksim Gezi Parkı'nın çıkardığı minicik kıvılcımla nihayet bir şeylere ''DUR!'' demeye çalışıyor.
Fakat siz halkınızı dinlemiyorsunuz!
Saygı göstermiyorsunuz!
Yok sayıyorsunuz!
Bu ülkenin manevi değerlerini hiçe sayıyorsunuz!
Sayenizde artık sadece anayasada laf olsun diye geçen ''laiklik'' ibaresi, cumhuriyetimizin temel taşlarını oluşturan ''TC'' ibaresi, milli bayramlarımız, ulu önderimiz Atatürk, düşünce özgürlüğümüz, medyadan ''doğru'' bilgi alabilme hakkımız, hukuki haklarımız, yaşayış tarzımız, alışkanlıklarımız ve daha nicelerini bizlerin fikrini almaksınız hasıraltı etmeye çalışıyorsunuz!
Bizim ümmet değil millet olmaya ihtiyacımız var, farkında değilsiniz!
Dinimizin değerlerini kirli amaçlarınız uğruna kullanıyorsunuz!
Kadınları kuluçka makinesi olarak görüyorsunuz!
Parasız eğitim için yürüyen gençlerinizi hapse tıkıyorsunuz!
Size başkaldıran herkesi ''ergenekoncu'' ilan ediyorsunuz!
Tecavüze uğrayan kızlar için ''gönüllü'' diyorsunuz!
Ülkenizde terör saldırıları oluyor ve onlarca insanınız ölüyor, siz hala ''rakı bulamıyorlarsa ayran içsinler'' kafası yaşıyorsunuz!
Korku siyaseti yaparak insanları susturuyorsunuz!
''Evlerinde kalmaya zor ikna ettiğim bir %50 var.'' diyerek halkı tahrik ediyorsunuz!
Hiçbir partinin bayrağı altına girmeyen, sadece sesini duyurmaya çalışan sade vatandaşları gaz bombalarınızla, polisinizin coplarıyla deyim yerindeyse ''terbiye'' etmeye kalkacak kadar diktatörleşiyorsunuz!
Bu ülkenin vatandaşlarına ''çapulcu'' diyorsunuz!
Bu arada...
ÇAPULCU: Başkalarının malını alan, yağmalayan ve talan eden kimselere denir.
- Bu yakıştırmada bir terslik yok mu sizce? - :)
İçki içene ''alkolik'' yakıştırması yaparak ötekileştiriyorsunuz!
"Ankara'nın İstanbul'la ne alakası var? İzmir'in Gezi Parkı'yla ne alakası var?" demişsiniz...
 Peki sizin Gazze ile, Şam ile ne alakanız var?

Ayrıca...
Sadece kendi düşüncesinin doğru olduğuna inanan ve diğer insanların düşüncesin saygı göstermeyen hatta diğer insanları da kendi gibi düşünmeye zorlayan insana FAŞİST denir. -bilin istedim!-
Son olarak...
Duygularımızı ayaklandırdığınız için size sonsuz teşekkürler!